Джумла
Prof.Dr. MELİH PAKSOY Yazan  - 476 Views

SAFRA KESESİ

safrakesesiLaparoskopik Kolesistektomi 

Safra kesesinin görevi nedir? 
Safra kesesi karaciğerin üretmiş olduğu safrayı biriktiren ve yemeklerden sonra bol miktarda salgılayan küçük bir organımızdır. Safra kesesinin onikiparmak bağırsağına boşalttığı safra, yağların sindirimi için kullanılmaktadır. 

Safra kesesinde taş sık görülen bir hastalık mı? 
Oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Yaşla birlikte görülme sıklığı artmaktadır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki istatistiklere göre 50-65 yaş arası kadınların %20’sinde, erkeklerin ise %5’inde safra kesesinde taş mevcuttur.


Safra kesesinde taş neden oluşmaktadır? 
Taş oluşmasının pek çok sebebi vardır. Örneğin safranın içerisinde yer alan maddeler, birbirleriyle bir denge oluşturacak şekilde belli oranlarda bulunmaktadırlar. Bu oranlarda bir bozulma olduğunda taş teşekkülü için bir zemin oluşmaktadır. Ayrıca genetik etkiler, çeşitli kan hastalıkları, bu bölgenin enfeksiyonları, safra akımını zorlaştıran mekanik sebepler, yüksek kolesterol düzeyleri vb. taş gelişimine neden olabilmektedir. 

Safra kesesinde taş gelişimi için risk faktörleri nelerdir? 
İleri yaş, 
Kadın olmak, 
Gebelik, 
Östrojen kullanımı, 
Obezite, 
Genetik yatkınlık, 
Bazı kan hastalıkları, 
Siroz hastalığı 

Safra kesesinde taş olduğu nasıl teşhis edilmektedir? 
Safra kesesinde taş varlığını araştırmak için en uygun tanı metodu karın ultrasonudur. Kolay uygulanabilmesi ve hiçbir yan etkisinin olmaması yöntemin en önemli avantajlarıdır. Karın ultrasonu ile %98 oranında bir başarıyla safra kesesi taşlarının tespiti mümkündür. Aç durumdayken yapılan bu tetkikle safra kesesinde gelişen taşların sayısı, boyutu gibi pek çok özellik hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür. 

Safra kesesinde taş ne gibi şikâyetlere neden olur? 
Safra kesesinde taş olan hastaların büyük çoğunluğunda hiçbir şikâyet yoktur. Hatta kimi zaman sadece kontrol amaçlı yapılan bir karın ultrasonografisi sırasında taşlar tesadüfi olarak saptanmaktadır. Bunlara sessiz taş da denmektedir. Safra kesesi taşları uzun yıllar hiçbir soruna neden olmadan sessizce kalabildikleri gibi, bazen aniden çok şiddetli şikâyetlerle ortaya çıkabilirler. Safra kesesinde taş olan hastaların karın ağrılarına bulantı ve kusma gibi şikâyetler eşlik edebilir. Söz konusu karın ağrısının süresi ve karakteri değişkenlik gösterebilmektedir. Kimi zaman yağlı bir yemek sonrası şikâyetler ortaya çıkarken, bazen bu durumun yemeklerle bir ilgisi yoktur. Ağrı, sıklıkla karın üst bölümünde ve sağ tarafta meydana gelirken, bazen orta hatta da olabilmekte ve sırt bölgesinde iki kürek kemiğinin arasına da yansıyabilmektedir. Ağrı genellikle başladıktan sonra 15 dakika ile 4 saat arasında değişen bir süreçte sonlanır. Eğer kesintisiz olarak devam edip, 6 saatlik bir süreye ulaştıysa, o zaman taşın sebep olduğu bir iltihaplanma süreci ya başlamıştır ya da başlamak üzeredir. Bu durum, evde ağrı kesiciler veya başka ilaçlarla kontrol edilebilecek bir tablo değildir. Kişinin derhal bir sağlık kurumuna başvurması gereklidir. Safra kesesindeki taşlar daha ciddi sorunlara da yol açabilirler. Taşların safra kesesinden ana safra kanalına düşmesine bağlı olarak, tıkanma sarılığı veya pankreas iltihabı denen daha ciddi tablolar ortaya çıkabilmektedir. 

Safra kesesi iltihaplanınca ne gibi belirtiler meydana geliyor? 
Bu durumda kesintisiz devam eden karın ağrısına bir süre sonra ateş yüksekliği, kan lökosit sayısında artış ilave olmaktadır. Bu oldukça önemli ve kısa süre içinde müdahale edilmesi gereken bir durumdur. 

Taşın büyük veya küçük olması önemli midir? 
Safra kesesinde meydana gelen taşlar değişik boyutlarda ve sayıda olabilir. Özellikle küçük taşlar ana safra kanalına düşerek tıkanma sarılığı veya pankreas iltihabına neden olma açısından daha risklidirler. Diğer taraftan büyük taşlar safra kesesinin duvarına bası yaparak daha farklı sorunlara neden olabilir. 

Ameliyatta safra kesesindeki taşlar mı alınıyor? 
Safra kesesi ameliyatı olacak hastaların en çok merak ettikleri konuların başında bu soru gelmektedir. Safra kesesinde bir kez taş oluştuğu zaman bu aynı zamanda safra kesesinin işlevinde bir sorunun olduğunu da bize göstermektedir. Dolayısıyla sadece taşlar alınırsa bir süre sonra yeni taş teşekkülü kaçınılmazdır. Bu yüzden safra kesesi ameliyatında sadece taşlar değil, safra kesesi tümüyle alınmaktadır. 

Ana safra kanalına düşen taşlar sarılık yaparsa, nasıl bir tedavi yapılıyor? 
Böyle bir durumda ilk önce ana kanala düşmüş olan taşların halledilmesi gerekir. Geçmişte açık yapılan bir ameliyat sırasında hem safra kesesi alınmakta, hem de ana kanala müdahale edilmekte idi. Ancak günümüzde bu işlem daha modern tekniklerle çözümlenmektedir. Bir endoskopik girişim olan ve kısaca ERCP (veya ERKP) diye bilinen girişimle ana safra kanalına girilerek, bu alandaki taşlar temizlenmektedir. Daha sonraki aşamada ise kapalı bir ameliyatla safra kesesi alınmaktadır. Böylelikle ameliyatın boyutunda önemli bir küçülme sağlanmaktadır. 

Açık ameliyat mı, kapalı (Laparoskopik) ameliyat mı daha iyidir? 
Bu sorunun cevabı tartışmasız kapalı ameliyattır. Ancak bazı durumlarda ameliyatın kapalı olarak yapılabilmesi mümkün olmayabilir. Bu durumda elbette açık ameliyat tercih edilecektir. Daha önceden açık yöntemle üst karın bölgesinden ameliyat geçirmiş hastalarda, safra kesesi ameliyatı kapalı yöntemle gerçekleşmeyebilir. Bazen de safra kesesindeki taşın sebep olduğu iltihaplanmalar, safra kesesinde aşırı yapışıklıklara neden olarak kapalı cerrahiye izin vermeyebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda, cerrah kapalı başladığı ameliyatı açık yönteme çevirerek işleme devam etmek zorunda kalabilir. 

Laparoskopik yöntemin avantajları nelerdir? 
Laparoskopik yöntem, 3-4 adet yarım ve bir santimetrelik delikler yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Bu yüzden açık yöntemdeki büyük kesinin yarattığı ağrı ile kıyaslandığında laparoskopik cerrahi çok daha konforlu bir ameliyat sonrası dönem yaşatmaktadır. Ayrıca laparoskopik cerrahi uygulamasının ertesi günü hasta taburcu edilebilirken, açık cerrahide bu dönem çok daha uzundur. Elbette bu durum kişinin normal yaşantısına dönme süresini de çok etkilemektedir. Bir diğer konu ameliyat yerinde fıtık gelişme olasılığıdır. Bu risk açık cerrahide laparoskopik cerrahiye nazaran çok daha fazladır. 

Ameliyatlar genel anestezi mi yoksa lokal anestezi mi altında yapılıyor? 
İster açık cerrahi ister laparoskopik cerrahi olsun, safra kesesi ameliyatları genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir. 

Ameliyattan sonra ne kadar zamanda iyileşme meydana geliyor? 
Ameliyatın ertesi günü taburcu edilen hasta bir hafta sonra rahatlıkla işine dönebilmektedir. 

Vücutta safra kesesinin eksikliği bir sorun yaratıyor mu? 
Safra kesesi alındığı için karaciğer tarafından üretilen safranın depolanması mümkün olamayacaktır. Bunun yerine safra sürekli olarak onikiparmak bağırsağına akacaktır. Yağ sindirimi için çok az miktardaki safra yeterli olduğundan bir sorun yaşanmayacaktır. Ancak sindirim sistemindeki bu yeni duruma alışıncaya kadar (3 ay – 1 sene) yemek sonrası ufak tefek şikâyetler (gaz, şişkinlik vb.) meydana gelebilir. 

Safra kesesi taşı ile safra kesesi kanserinin ilişkisi var mıdır? 
Bu durum safra kesesi kanseri olan hastaların çoğunda aynı zamanda safra kesesi taşı da bulunması nedeniyle ortaya atılmıştır. Safra kesesinde uzun yıllar bulunan taşın kronik bir enfeksiyon yaratmasıyla, safra kesesi kanserinin oluşabileceği yönünde ciddi iddialar olsa da bu durum kesin bir şekilde kanıtlanamamıştır.

Prof.Dr. MELİH PAKSOY

Prof Dr. Melih PAKSOY; İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp

Bu kategorideki diğerleri: « Mide Fıtığı ve Reflü Sils »

@YASAL UYARI

Prof. Dr. Melih PAKSOY web sitesi ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermektedir. Sitedeki bilgiler hiç bir şekilde hastalıkların tanı veya tedavisinde kullanılmamalıdır. Tanı ve tedavi mutlak bir doktor tarafından yapılması gereken son derece ciddi işlemlerdir.

Tıp bilgileri, kullanılan tanı ve tedavi gereçleri hızla değişilmektedir. Bir bilgi, yöntem veya gereç çok kısa sürede terk edilebilir. Ayrıca tıpta aynı sonucu almaya yönelik olan, farklı teknik ve bilgiler, değişik uygulamalar olabilir. Tanı ve tedavide doktorun kişisel deneyimi, yetenekleri belirleyici bir faktördür. Aynı konu hakkında farklı görüşler olması mümkündür. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. Web sitesinde olabilecek herhangi bir yanlışlık veya eksiklikten dolayı, herhangi bir sorumluluk Prof. Dr. Melih PAKSOY’a atfedilemez.

Site “basılı yayın” olarak koruma altında olup yazıların hiçbiri tamamen veya kısmen, hiç bir ortamda (Internet, Dergi, Gazete, TV, Radyo) Prof. Dr. Melih PAKSOY’un izni olmaksızın kullanılamaz. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı okumuş, tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar. Aksi durumlarda 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ihlali söz konusudur. Site ile ilgili tüm haklar; Prof. Dr. Melih PAKSOY’a aittir.

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

  • Genel Cerrahi Anabilim Dalı
  • Cerrahpaşa İSTANBUL
  • Tel    :0212 414 32 65
  • Faks :0212 414 33 29

HAKKIMDA

Prof Dr. Melih PAKSOY; İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'nda Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır. Özellikle laparoskopik sindirim sistemi cerrahisi, kanser  cerrahisi, kolorektal hastalıklar, kasık ve karın duvarı fıtıkları,  mide fıtığı ve reflü, safra kesesi hastalıkları, tiroid ve meme hastalıkları konuları ile ilgilenmektedir.

MUAYENEHANE

  • Hakkı Yeten Caddesi
  • Doğu İş Merkezi No:15/12
  • Fulya / Şişli, İSTANBUL
  • Telefon : 0212 296 16 80
  • Faks     : 0212 247 41 22
Top Additionally, paste this code immediately after the opening tag:
Alışveriş deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgiye Gizlilik ve Çerez Politikası sayfamızdan erişebilirsiniz. More details…